kürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2012 Cuma

Kürk Sanattır!


Bu videoyu lütfen izleyin! Hatta, o güzel tasarım çizimlerini görmek için mümkünse tam ekran, yüksek çözünürlükte (HD, 720p ve üzeri) izleyin. Video sadece 3 dakika, ama ufacık bir kürk yelek için bile ne kadar çok emek sarfedildiğini çok güzel anlatıyor.

Kırmızı halıda gözlerimizi alamadığımız o rüya gibi elbiseler, Haute Couture defilelerinde hayran olduğumuz işlemeli, dantelli elbiseler, hep bize modanın o rüya gibi sanatsal boyutunu anlatır. Bir Haute Couture elbisenin tasarımını beğenmesek bile, tek tek elbiseye dikilen binlerce taşa boncuğa, verilen emeğe saygı duyarız. Kürkçülük de aynen öyle. Dışarıdan baktığınızda farketmeyebilirsiniz, ama bu videoda göreceksiniz, bir kürkün her santimetrekaresinde ince ince işlenen bir işçilik var.

Hakiki kürkleri imitasyonları yanında eşsiz kılan da işte bu ince işçilik. Bu video, kürkün ne kadar değerli bir malzeme olduğunu en güzel şekilde gösteriyor. Çünkü bu kadar emek ancak değer verilen bir şeye harcanır.

Videoda modern kürk tasarımının safhaları çok güzel gösterilmiş, ben de videodan kareler yakalayıp bu safhaları anlatayım istedim.


Her şey önce çizimle başlıyor. Yukarıda, Burda dergilerindeki kalıp modellerine benzeyen bir çizim var, ama kalıbın üstündeki o ince ince çapraz çizgiler de ne ola ki?


Burada, kürk ustası, bir kürk postunu eline alıyor ve elindeki keskin maket bıçağı tarzı bıçağıyla tersinden kesmeye başlıyor. "Aman dur, ne yapıyorsun!? Kürkü lime lime doğrayarak ziyan ediyorsun usta!" demeyin, daha neleer var sırada...


Bu modern yelek tasarımında, tilki ve keçi kürkleri harmanlanmış. Yukarıda gördüğünüz siyah-beyaz şeritler işte bu iki farklı kürkü işaret ediyor. Bu şekilde ince şeritlerle adeta yeni baştan bir kumaş yaratılıyor. Ama ustanın işi daha bitmedi. Gördüğünüz gibi, daha kumaşını yeni elde etti, şimdi bu kumaşı kesmeye geldi sıra!


Burada gördüğünüz alet, bir kürk dikiş makinesi. Solda kürk ustası iki parmağıyla iki ayrı parçayı tutuyor, bu parçalar dikiş makinesine doğru ilerliyorlar ve çok ince ve hassas bir şekilde, overlok dikişine benzer bir biçimde dikiliyorlar.


Artık kürk yelek tasarımını oluşturan bütün parçaların bir puzzle gibi birleştirilmesi işlemi tamamlanmıştır, vee...



Bu kadar emek şuncağız bir yelek için miydi? Evet!


Beautifully Canadian, bizim Turquality gibi, Kanada'da üretilen yüksek kaliteli kürkleri ayırt etmek için kurulmuş bir kalite markası. Bu videoyu da onlar hazırlamış.


Bu kürk yelek, videoda yapımı anlatılan yelek değil, ama Beautifully Canadian markalarından Jean Crisan'ın çok beğendiğim bir tasarımı. Eh, hangi aşamalardan geçerek bu hale geldiğini artık öğrendiğinize göre rahatça söyleyebilirim: Bence bu bir sanat eseri!

8 Aralık 2009 Salı

Süpermodel Caroline Trentini ve kürkler -1-

Yeni kuşak süpermodellerden Caroline Trentini'nin defilelerde ve moda dergilerindeki editoryallerde sergilediği kürklerden söz etmek istiyorum bu yazıda. Önce, eğer siz de benim gibi modelleri adlarından çok resimleriyle hatırlayanlardansanız(!), Caroline Trentini kimmiş, hemen hep birlikte Victoria's Secret defilelerinden bir hatırlayalım:)

Bu 2006 defilesindendi. Aşağıdaki ise 2009'dan. Geçen üç yılda Caroline'ın ifadesi daha bir oturmuş, daha bir olgunlaşmış sanırım (Evet, kızın yüzüne bakıyorum, yoksa inanmıyor musunuz?!)


1987 doğumlu Caroline Trentini, Brezilya'da 40 bin nüfuslu bir kentte doğmuş ve büyümüş. Gisele Bundchen'i keşfeden "kelle avcısı" tarafından keşfedildiğinde daha 13 yaşındaymış. Caroline'ın alameti farikası ne diye soracak olursanız, çocuksu saflığını kaybetmemiş güzelliği derim.

Şimdi, madem bu günlerde Sonia Rykel'in H&M için hazırladığı kolleksiyon gündemde, Caroline Trentini turumuza Rykel'in 2004 sonbahar kış defilesinde taşıdığı harika elbise ve kürkle başlayalım. (Resme tıkladığınızda büyüyüyor tabii, ama bu resim epey büyüyor çünkü tam ebatları 1280x2030 piksel ve 613 KB, hatırlatayım).


Elbisenin güzelliğine, modelin zarafetine bakar mısınız! Sonia Rykiel'in kızıl saçlarını hatırlatan çiçekler yeşil elbiseye ne de uymuş! Tabii Caroline'ın yeşil gözlerinin de bu kıyafet için seçilmesinde önemli bir rolü olduğunu anlıyoruz. Tabii bu elbiseyi taşımak için mükemmel vücut ölçülerine sahip olmak lazım o ayrı. Elbiseye yakından bakınca, aslında parlak yeşil renk saten kumaştan askılı gecelik tarzında bir alt ve üstünde tülden bir elbise olduğunu görüyoruz. Caroline'ın elinde taşıdığı yeşile boyanmış bir mavi tilki kürkü, orası tamam da, bolero tarzı kısa bir ceket mi yoksa bir etol mü tam emin olamadım.

Bir sonraki kıyafette yine Caroline'ı işlemeli yeşil renkli bir manto içinde görüyoruz. Yakası siyah kürklü bu manto kadife kumaştan mıdır, yoksa kürk müdür, anlayamadım. Böyle kürk olur mu diyorsanız, son 15-20 yılda kürk teknolojisi çok gelişti, "sheared" tekniği ile uzun muhafız tüyleri (guard fur) alınarak daha kısa tüylü ama çok yumuşak kürkler elde edilebiliyor. Ayağındaki bot/çizmelerle ilgili ben bir yorum yapamıyorum, varsa sizin bir yorumunuz, aşağıdaki yorumlar bölümüne bekleriz...


Samur yakalı işlemeli bir başka manto görüyoruz aşağıda. İşlemelerdeki parlak simler, hem Caroline'ın yeşil gözleriyle hem de saçlarıyla uyum içinde.


Yukarıdaki resim hangi tasarımcının hangi yılki kolleksiyonundan, bulamadım, ama işlemelerin tarzına çok uyan bir fotoğraf var sırada. Roberti Cavalli defilesinde dört manken bir arada. Caroline Trentini'nin üstünde kürk yok, ancak sol ve sağ baştaki mankenler, çinçilya yaka ve manşetle süslenmiş, harika işlemelerle bezenmiş mantolar giyiyorlar. Yine büyük boyutlu (680 KB) bir resim, hatırlatıyorum.


Caroline Trentini ve kürkleri konu alan sunumun bu noktasında artık, en beğendiğim iki kürkü tanıtmanın vakti geldi. İlki, Michael Kors'un 2005 sonbahar kış defilesinde taşıdığı Arktik tilki kürkü manto. İlk fotoğrafta Caroline'ın hafif yan dönerek kameralara verdiği pozda mantonun eteğine doğru nasıl hiçbir pot yapmadan dökümlendiğine ve hareket kazandığına dikkat edin. Kürkün rengi bir harika, yakası Caroline'ın yüzünü mükemmel bir çerçeve içine alıyor ve yüzünün tüm güzelliğini ortaya çıkarıyor. Elbise de kürke mükemmel uyan rengi, tülleriyle çok güzel.


Aynı defileden aynı kıyafetten bir başka fotoğraf daha. Bu ikinci fotoğrafın küçük göründüğüne bakmayın, tıklayınca kocaman olacaktır, ama bağlantınız kotalıysa, yaklaşık 1 MB'ını (tam olarak 925KB) yiyeceğini şimdiden hatırlatayım!




Aşağıdaki fotoğrafta ise Caroline'ın ayakkabılarını yakından görüyorsunuz. Bilirsiniz, biz erkekler kadınların ayakkabı çılgınlıklarından pek anlamayız, ama bu, ayakkabılara zoom yaparak sizlerin gönlünü fethetmeyi bilmediğimiz anlamına gelmiyor!

Aşağıdaki kızıl tilki manto, Emanuel Ungaro 2006-2007 defilesinden. Kızıl tilki benim en sevdiğim kürklerdendir ve bu manto da kırmızıdan sarıya, kahveden beyaza renk skalasını baştan aşağı kat ediyor. Eskiden kürklerle ilgili, "Saç renginize yakın renkte kürk giymeyin" diye bir uyarı vardı; bu fotoğraf böyle bir uyarıya hiç gerek olmadığının canlı kanıtı adeta. Uzaktan bakınca siyah elbise kürk mantoyu öne çıkaracak düz bir arkaplan sunuyor diye düşünebilirsiniz, ama yakından bakınca elbisenin de çok hoş bir deseni ve ilginç bir kesimi olduğunu göreceksiniz.




Bu iki harika tilki kürkü mantoyla Caroline Trentini hakkındaki bu yazıyı noktalamak istiyorum. Daha elimde sizlerle paylaşmak istediğim çok Caroline Trentini fotoğrafı var. Ayrıca, bu yazı boyunca saçları hakkında neredeyse hiç yorum yapmadığımın farkındayım, ama kestane-karamel paradigmasının dışına çıkınca benim saç bilgim tükeniverdi!

15 Kasım 2009 Pazar

Emina'nın sunumuyla Fabrika koleksiyonu

Önce "Mustafa Sandal'ın sevgilisi" sonra "eşi" olarak tanıdığımız Emina, Eyşan Özhim'den sonra Altınyıldız Fabrika'nın yeni kadını olmuş. Belki 20'ye yakın moda blogu takip ediyorum, ama bu habere ancak bu sabah ilk defa baktığım Trust me! I am a lawyer (Güven bana! Ben bir avukatım) blogunda rastladım. Kendisine teşekkür ediyorum.

Ben Fabrika'yı Eyşan'la özdeşleştirmiştim ve hala da onun yerini doldurmanın çok zor olduğu fikrindeyim, ama Emina bu konuda kaydadeğer bir adım atmiş, onu da kabul ediyorum. Fabrika yine şık, sofistike ve modern bir koleksiyona imza atmış. Bence pekala dünya çapında Mango, Zara, Tomy Hilfiger, Gant gibi bir marka olabilir, yani tasarım, üretim, pazarlama, reklam konusunda Boyner grubunun eksiği yok fazlası var. Yani bir Fabrika mağazasını alın Londra'da Regent Street'e veya New York'ta Fifth Avenue'ya koyun, insanlar kapıda sıraya girer, izdiham olur bence...

Vee, nedense bu blogdaki bütün yazılar illa bir kürk yeleğe gelip bağlanıyor! O kadar bahsettikten sonra, Emina'nın üstünde "casual-spor" bir kürk yelek görünce doğrusu hem heyecanlandım hem de Fabrika'yı "anı yakalama" konusundaki becerisinden dolayı tebrik ettim.



Dahası var. Fabrika ürünleri için bir online satış sitesi bile hazırlamış. Böylece kürk yeleğin fiyatının 350 TL olduğunu öğreniyoruz, ayrıca ürünü daha yakından görmemizi sağlayan bir fotoğrafını da buluyoruz.

Önce, Ermina'nın fotoğraflarda kürk yeleğin üstüne taktığı kemerin, bir editoryal tercih olduğunu, kürk yelekle birlikte satılmadığını görüyoruz. Kemer kullanmak güzel fikir, ama bence kullanılan kemer hem ince hem de basit kalmış. Fiyonk yapılarak bağlansaydı tamam, ama bu şekilde kullanılacaksa, daha kalın bir kemer tercih edilmeliydi.

İkinci nokta, yelekte fermuar kullanılması güzel bir seçim. Yeleğe daha bir spor hava katmış. Üçüncüsü, astarı biraz basit duruyor, mesela leopar baskılı bir astar olsa (Laçin'i hatırladım hemen nedense!) daha hoş olurdu, veya biraz daha düşünülseydi, çift taraflı giyilebilecek bir yelek tasarlanabilirdi.

Son olarak, kullanılan kürkten söz etmek istiyorum. Önce yapay mı hakiki kürk mü ona bakalım. Renk ve dokudaki değişimlerden yola çıkarak hakiki kürk olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan, yeleğin kırpıntı olarak nitelendirebileceğimiz minik kürk parçalarının bir araya getirilmesiyle yapıldığını görüyoruz. Bu, kürk üretiminde en ufak parçaların bile israf edilmediğini göstermesi açısından iyi bir şey, ayrıca maliyetleri düşürdüğü için üretici için de iyi bir şey, ama alıcı için o kadar da iyi değil. Bütün postlardan üretilmiş olsaydı daha güzel olacaktı. Bu parçalar sonuçta dikişle birleştiriliyor ve bu dikişlerin atması, patlaması, birleşen yerlerden çürüme ve bozulma ihtimali zamanla ortaya çıkacaktır. Tabii günün modasında bu yıl aldığınız bir ürünü en fazla seneye giyecek, aradan üç-dört yıl geçtikten sonra yüzüne bile bakmayacaksanız bu tip ayrıntıların pek bir önemi kalmıyor, ama bu kürk yelek gardrobunuzda bundan 10 yıl sonra da, sanki ilk günkü parıltısını koruyacak bir parçadır. O zaman parametreler değişiyor tabii.

Peki kürkün cinsi ne? Tilki veya coyote olabileceğini değerlendiriyorum. Beyaz renkli bölümler tilki kürkünün karın taraflarına doğru olan kısımları olabilir. Buralarda tüyler kısalır ve deri zayıflar. En kaliteli ve güzel tarafları sırt bölgesidir. Bu yüzden bütün tilki postları kürk manto yapmak için ayrılırken bu karna yakın kısımları kesilerek ayrılmıştır ve bu şekilde biriken parçalar da bu kürk yelekte değerlendirilmiştir diye düşünüyorum.

Acaba Fabrika bu kürk yelekleri hangi firmaya yaptırdı? Kendilerinin üreteceğini sanmıyorum. Ebay'de, benzeri, parça kürklerden yapılmış yelekler posta dahil 180-200 dolar gibi fiyatlara satın alınabiliyor. Fabrika markası, müşteri memnuniyeti vs dikkate alınınca, fiyatının makul olduğunu söyleyebilirim.

Oh be, bir kürk yelek için bu kadar yazdım, yeter mi, yetmezz çünkü dahası var! Fabrika, çok güzel bir Stil Dergisi de çıkarmış, web sitesinden erişebiliyorsunuz ve muhtemelen mağazalarda basılı nüshalarını alabiliyorsunuz. Polyvore tarzı çok şeker kombin önerilerine de yer vermişler sayfalarında vee bu kürk yeleği de kullanmışlar:


Bitti mi? Hayır, bitmedi! Fabrika koleksiyonunda biri beyaz diğeri siyah renkte iki kürk yelek daha var. Sanırım tasarımları aynı, sadece renkleri farklı. Bu yeleklerin uçlarında tilki kürkü kullanmışlar, gövdesini ise örme kürk (knit fur) yapmışlar gibi geldi bana, ama bu boyuttaki resimlerden ancak bu kadar anlaşılıyor. Beyaz kürk yeleğin Ermina'nın bedenine ne kadar iyi oturduğuna dikkat!


Şimdi bitti! Yorumlarınızı bekliyorum.

14 Kasım 2009 Cumartesi

Erkekler için Kürk Yelekler!

Madem kürk yelek diye başladık, o zaman şimdi bir de erkekler için kürk yelekleri görelim. Öyle ya, bizim ne eksiğimiz var kadınlardan!

Coyote, erkeklere çok yakışan, deyim yerindeyse maço bir kürk. İşte coyote kürkünden bir yelek. Dizlere kadar uzanıyor ve omuzlara doğru genişliyor. Feathering tekniği kullanıldığı için çok kabarık görünüyor ama görüntüye bakıp çok ağır olduğunu sanmayın, tersine hafif bir parça. Kahve, siyah, krem, taba, toprak rengi... hepsine yakışacak renklere sahip. Modelin deri eldivenleri de güzelmiş doğrusu.


Yine coyote kürkünden bir yelek, bu sefer kapuşonu da var ve fermuarlı. Deri ceket üstünde çok şık durmuş. Aslında bu bir kürk yelek değil de, kolları deri gövdesi kürk bir kaban da olabilir, ama her iki halde de beğeniyorum. Hatta tam da bu şekilde bir kürk siparişi versem mi diye düşünmeden edemiyorum! Aslında şu anda elimde, ebay'den 150 dolara! aldığım bir coyote paltom var, bedeni biraz küçük geliyor. Onu kürkçüme götürüp tadil ettirerek böyle nefis ve son derece kullanışlı bir parçaya sahip olabilirim...

Aşağıdaki örnek de buna benziyor. Bu sefer kürk yelek, siyah düz bir kabanın üstüne giyilmiş. Siyah kaban düz bir arkaplan oluşturuyor ve bu şekilde kürkün dramatik renkleri daha bir ön plana çıkıyor. Fotoğrafın dosya adı Matt Duffie, sanırım modelin adı oluyor.


Sırada, Yunanistan merkezli Obsession Furs'un bir kürk yeleği var. Bu kürk yeleğin yakaları hafif dik, ayrıca çoban kabanlardan hatırlayacağımız büyük düğmeleri var. Modelin üstünde çok hoş durmuş, kasket, botlar ve diğer ayrıntılarla birlikte rahat, doğal ve spor bir görüntü veriyor.

Sizlerle paylaşmak daha başka erkek kürk yelekleri var ama onlar da bir sonraki yazının konusu olsun.

19 Ekim 2009 Pazartesi

Kürk yeleklere yakından bakış -2-

Kürk yeleklere yakından bakmaya devam ediyoruz. Bu incelemenin birinci bölümünün sonunda vaat ettiğim üzere, kızıl ve kahve tonlarda kürk yeleklerde sıra.

Geçen bölümde sunduğum kürk yeleklerde gördüğümüz ortak noktaları hatırlamakla işe başlayalım:
- Yaka kullanılmıyor.
- Kürkün kabarıklığıyla bir kontrast oluşturmak için çoğu zaman kürk yeleğin üstüne parlak deri ve metalden oluşan bir kemer takılıyor.
- Yukarıdan aşağıya akıcı bir görünüm sağlamaya çalışılıyor. Bunun için, kürk parçalarının ince şeritler halinde bir araya getirilmesi, yeleğin iki ön bölümünün ince tutulması, kürkte "feathering" tekniğinin çalışılması gibi yollara başvuruluyor.

Yine, evinizde dolapta bekleyen, anne veya anneannenizden kalma kürkleri kürkçüye götürüp bir kürk yelek yaptırabileceğinizden ve yaka, manşet gibi parçaları da ayrıca değerlendirebileceğinizden söz etmiştim. Şimdi, bütün bu noktaları vurgulamak üzere, muhtemelen bir kürk kabanın tadilattan geçirilmesi sonucu elde edilmiş bir yeleğe bakalım:


Önceki yazıda yer alan örneklerin çoğu, moda tasarımcılarının (designer) koleksiyonlarında yer alıyordu ve sıfır beden modeller tarafından taşınıyorlardı. Burada, daha "gerçek" ölçülere sahip bir kadının üstünde, muhtemelen bir kürkçünün web sitesinden alınma bir örnek görüyoruz. Öncekilere göre çok daha sıcak tutacağı kesin, ama günün modasına o kadar uymayabilir:) Bu yeleğin diğerlerinden üç önemli farkı var.
  • Birincisi, yakası var ve çok kabarık duruyor.
  • İkincisi, muhtemelen bir kabandan uyarlandığı için, eteği (sweep) bol tutulmuş, bu ise kürk yeleği hantallaştırmış. Bu yelekte mevcut kürk ile önceki yazıdaki yeleklerden rahatça iki tane çıkardı herhalde:)
  • Üçüncüsü, boyu çok uzun. Bu da yine kabandan uyarlandığı için, kalçaya kadar inmesinden dolayı böyle. Oysa bizim gördüğümüz kürk yelekler bundan ya biraz daha kısa, yani göbek seviyesinde, veya biraz daha uzundu.
Demek ki, bir kürk kabanı kürk yeleğe dönüştürmek için sadece kollarını çıkarmak yetmiyormuş...

Yukarıdaki fotoğraftaki yelekte kullanılan kürk, kızıl tilki. 1990'ların başına kadar ülkemizde Erzurum, Trakya gibi yörelerde bolca avlandığı için çokça bulunan ve diğer pek çok kürke göre çok daha hesaplı fiyatlarıyla, bir öğretmen veya sekreterin bile taksitle satın alabildiği boz tilki kürklerine çok benziyor.

Yine, lüks bir moda evinin başında büyük paralar kazanan bir tasarımcı olmasa da bu işin zanaatkarı olan bir kürkçünün elinden çıkma bir başka yeleğe bakalım. Bu da kızıl tilkiden:


Boyu ilk yeleğimize göre çok az kısa, ama eteği daha derli toplu ve yakası yok! Ayrıca, yukarıdan aşağıya şerit şeklinde uzanan kürk parçalarının yeleği daha ince gösterdiğine dikkat ediyoruz. Bu şeritlerin arasında ince deri veya süet parçalar var ve dolayısıyla, kürkçü için, yeleğin estetiğine katkısından önce, maliyetin düşmesi anlamına geliyorlar! Kürkü gereksiz bir lüks veya israf olarak düşünüyorsanız, bir de, üretim tarafında bir santimetrekarelik bir kürk parçasının bile değerlendirilmesi için gösterilen gayreti dikkate alın.

Kürk kabandan yeleğe başarılı bir dönüşüm örneği, hem de kapuşonu var. Yine kızıl tilki. İçine siyah da giyseniz yakışır, beyaz da giyseniz yakışır.


Şimdi ilk örnekle, Roberto Cavalli'nin 2004-2005 koleksiyonundaki şu kürk yeleği bir karşılaştıralım:






















Çok fark var, değil mi:) Böyle bir elbisenin altında yeşilimsi bir çizmeyi ben aklıma bile getirmezdim, ama elbise ile çizme arasındaki geçişi kürk yelek sağlıyor. Cavalli ile devam edelim. Yukarıda, kısa yeleğin örneğini görmüştük, şimdi uzun yelek örneği:


Sağ ve soldaki parçalar artık o kadar incelmişler ki, sanki bir kürk etolmüş gibi duruyorlar. Belki de Cavalli'nin amaçladığı imaj budur? Yine kemer kullanımı dikkatimizi çekiyor. Elbisenin renkleri ve deseni bir harika. Kürk-çizme renk uyumu da mükemmel. Bu, yine bir tilki kürkü, ama kızıl tilki değil. Cavalli bu önden bakılınca sanki bir kürk etol veya atkı gibi görünen yelek tarzını çok sevmiş olmalı ki 2008 koleksiyonuna, bu sefer kemersiz, uçları püfür püfür havada uçuşan bir örnek koymuş:


Emilio Pucci 2007'den iki kızıl tilki kürk yeleğe bakalım. Modeller farklı ve ayrıca yeleklerden biri ince kibar bir kemerle sıkı sıkıya tutturulmuşken diğerinin önü açılıp salınıvermiş ve dolayısıyla iki farklı imaj ortaya çıkmış. Ancak fotoğrafları yakından incelediğinizde, iki yeleğin de aynı olduğunu farkediyorsunuz. Tabii pantolon-bluz gibi diğer unsurlar da farklı. Demek ki Pucci, kürk yeleğin farklı kombinlerini göstermek istemiş:

Ben Carmen Kass'ın kıyafetini daha çok beğendim. Süet(?) pantolonu, el çantası, V yaka süveteri, bileziği ve tabii Carmen Kass! Öte yandan, yeleğin uçuşması sayesinde astarını da görme imkanı buluyoruz ve takdir ediyoruz. Diğer fotoğrafta kemerin zerafetine bakar mısınız? Tabii bir de, yeleğin yumuşacık bir şekilde eğrilen kibar yakasına.

Şimdi sırada yine bir kızıl tilki kürk yelek var. Boğazlı triko bir kazağın üstünde nefis durmuş:


Deri eldivene dikkat!
Aşağıdaki yelekte karşımıza ilk defa fermuarlı bir yelek çıkıyor. Çok hafif bir çıkıntı şeklindeki yaka ve fermuar detayları bu yeleği daha bir spor tarza sokmuş:


Hafif bir yakanın yeleğe nasıl spor bir hava verdiğini, Marina Linchuk'un üzerinde görelim. Tabii bu spor havaya, kullanılan kürkün tilki değil, coyote/kurt cinsinden olmasının da katkısı var.

Kırmızı fular/atkı güzel ve iddialı durmuş. Sanırım yeleğin altında bir deri ceket var, ki bu da ilginç bir fikir. Skinny jeans bir taraftan spor/casual görünüme katkıda bulunurken diğer taraftan kürk yeleğin kabarıklığıyla bir kontrast oluşturuyor. Hafta sonu parkta bir yürüyüş için de uygun, alışveriş merkezinde bir kaç saat geçirmek için de...

Kızıl-kahve tonlarda elimde üç-beş güzel kürk yelek örneği var sizlerle paylaşmak istediğim, ama bugünlük bu kadar olsun.

16 Ekim 2009 Cuma

Kürk yeleklere yakından bakış -1-

Son birkaç yıldır kürk yeleklere sıkça rastlıyoruz. Kolsuz olmaları, kolayca giyilip çıkarılabilmeleri, klasik kürk mantolara göre bu yelekleri çok daha esnek kılıyor. Ayrıca, kürk giyme sezonunu da uzatıyorlar.

Beğendiğim kürk yelek tarzlarının ilki, kabarık tilki kürkünden yapılma ve genelde kürk yeleği ve tabii giyenin belini sıkıca saran kemerlerle kombin ediliyor. Louis Vutton'la başlayalım:


Kürkün doğal dokusu gri-krem-kahve-siyaha uzanan muhteşem bir renk skalası sunuyor ve altındaki siyahlar dikkatimizi tümüyle kürk yeleğe veriyor. Kürkün yukarıdan aşağıya ince şeritler halinde uzandığına dikkat ediyoruz. Siyah deri pantolon, deri eldivenler, deri çantanın parlak ve düz dokusu ile kürk arasındaki kontrast dikkat çekici, gerçi pantolon bence biraz fazla bol kaçmış... Parlak metal tokalı siyah kemer modelin belini sıkıca sarıyor ve kürk yeleğin kabarıklığıyla çarpıcı bir tezat oluşturuyor. Tarzımızın bütün unsurları yerli yerinde.

Şunu özellikle vurgulamak istiyorum, bu tarz kürk yeleklerde yaka yok! Bu önemli bir ayrıntı, çünkü işin içine yaka girdiğinde bambaşka bir görüntü ortaya çıkıyor.

Aşağıda sanırım aynı kürk yelek, bu sefer podyumda değil, LV'nin reklam fotoğrafında karşımıza çıkıyor, ama kürk yelek yağmurda kalmış kedi gibi görünüyor!


Şimdi Malene Birger'den çok benzer bir kürk yeleğe bakalım:


Bu sefer kullanılan kürk gümüş tilki, dolayısıyla renk geçişleri buz mavisi-gri-siyah gibi daha dar ama kontrastı daha yüksek bir aralıkta. Dizüstüne kadar uzanan siyah parlak çizmeler ve siyah deri şort yine deri-kürk birlikteliğinden doğan şıklığı gösteriyor bize. Yine kürk yeleğin içinde siyahlar var, ama bu sefer bir bluz değil bir ceket galiba. Küçük küçük taşlarla süslü kemer gözalıcı. Sırada Paul Joe tasarımı, yukarıdakilere çok benzeyen bir başka kürk yelek var:


Yine gümüş tilki, ama bu sefer buz mavisi renk skalamızda yok, kül grisinin hakimiyeti var. Düz siyah deri bir kemer kullanılmış ve kemer bir fiyonkla hareket kazanmış. Model gri renkli triko bir boğazlı kazak giymiş. Bence kazak 100% kaşmir olmalıydı ve bedenine biraz daha yapışmalıydı. Kazakla kürk yelek arasında güzel bir Swarovski kolye de olabilirdi, veya halka küpeler...

Gümüş tilki kürk yeleklere devam ediyoruz, işte bir Max Mara tasarımı:


Solda ve sağda birer gümüş tilki postu kullanıldığını, sırttaki siyah tüylü bölgenin yukarıdan aşağıya uzanmasından anlıyoruz. Kemer yok, altta düz bir siyah pantolon, yeleğin içinde bir deri ceket(?) var.

Şimdi sırada Hillary Rhoda'nın üstünde harika duran bir başka kürk yelek var, bu sefer "golden island" veya "cross fox" türü bir tilki kürkünden:

Kürk yeleklerde bu kabarık görüntüyü sağlamak için "feathering" adlı özel bir teknik kullanılıyor, bu özellikle Hillary Rhoda'nın üstündeki yelekte gayet belirgin. "Feathering" tekniğinde bir kürk postu ince şeritler (1-2 cm) halinde kesiliyor ve bu şeritlerin arasında aynı incelikte deri veya süet şeritler konarak bütün parçalar tekrar dikiliyor. Bu şekilde hem kürkten tasarruf edilmiş oluyor hem de kürk şeritlerdeki tüyler aradaki deri/süet şeritlerin bulunduğu boşluğu doldurarak kuştüyü gibi daha kabarık bir görüntü ortaya çıkarıyorlar.

Bu kürk yelek Rhoda'ya o kadar yakışmış ki, bir fotoğrafı daha hakediyor:

Her ne kadar bu ikinci fotoğrafta görünen çıplak kolu beğenmesem de, bileğe kadar uzanan deri eldiven ile kürk yeleğin birlikteliği her kusuru örtecek kadar güzel. Aynı tonlarda bir başka yeleğe bakalım:

Son olarak, bu tarzda bir imitasyon (faux) kürk yeleğin fotoğraflarını sizinle paylaşmak istiyorum. Sadece kürk değil, kemere varıncaya kadar tarz da yukarıdaki Paul Joe tasarımının bir imitasyonu, ama giyen kız kendine çok yakıştırmış.



Şimdilik bu kadar. Bundan sonraki bölümde kızıl ve kahve tonlarda kürk yeleklere bakalım.