21 Şubat 2013 Perşembe

Trend alert: Siyah-beyaz desenler kat kat!


Yazının başlığı biraz garip oldu, biliyorum:) Sadece, şu son moda haftaları maratonu sırasında sokak modası, defileler derken böyle siyah-beyaz keskin hatları olan küçük desenlerin kat kat kullanıldığı birkaç enstantane yakaladım, ilgimi çekti sizinle paylaşmaya karar verdim..

Önce, Miroslava Duma'yı New York Moda Haftası sırasında bir gün bu kat kat kazayağı desenli kıyafetle gördüm. Çarpıcı bir desen, bir de böyle hem bluz hem kabanda kullanılınca dikkat çekmemesi mümkün değil.


Miroslava ilk karede, güneş gözlüğüyle gayet cool, biraz tepeden bakan bir pozdaydı, bu sefer romantik hülyalara dalmış bir pozda. Kabanın siyah deri yakası ve siyah çoraplar, siyah-beyaz kontrastını iyice vurgulamış.

Benzer bir konsepti birkaç farklı defilede görünce dikkatimi çekti. Önce Tom Ford'a bakalım.




Tom Ford kazayağı deseni kullanmamış, ama onun desenleri de siyah-beyaz keskin bir kontrasta sahip, ayrıca zigzaglar, V'ler, keskin geometrik şekiller ve hatlarla dolu. İlk karede, üstteki parça bluz değil bir ceket de olabilir. Tabii Tom Ford kolleksiyonunda daha başka bir sürü hikaye vardı, biliyorum, ama bu siyah-beyaz desenler de epey dikkat çekiciydi.


Tom Ford gibi Issa kolleksiyonunda da siyah-beyaz keskin desenler bolca yer bulmuşlar kendilerine. Cara Delevigny bu sezon podyumların kraliçesi oldu resmen, kaç defileyi açtı, kaçını kapattı saymak zor. Tabii yukarıdaki kıyafette tam bir siyah-beyaz renk kontrastından söz edemeyiz. Beyaz yerine gri, kül veya duman rengi gibi bir rengimiz var, daha sofistike bir desen, ama elbisenin siyah kazağın üstünde olması, benim adlandırdığım trendin kat kat olma yönüne uyuyor.


Issa burada tüvit kumaşların V (chevron) desenine yaklaşmış, ama V'ler epey büyük, ayrıca tekdüze değil, arada büyüyüp küçülüyor ve bu da siyah-beyaz desenin kat kat olması mantığına yakın bir tasarım fikri.





Defilenin kapanışında tasarımcı selamlamaya kolleksiyondan bir kıyafetle çıkıyor, Cara'yla yanyana, siyah-beyaz desenlerin kat kat cümbüşünü görüyoruz:)



Şimdi Milan'da Angelo Marani defilesindeyiz. Siyah beyaz desenler yine kat kat karşımıza çıkıyor, ama Angelo Marani V'li bluzun üstüne leopar desenini siyah-beyaz olarak kullanmayı tercih etmiş. Bir moda editörü olsam, bu üç kolleksiyondan parçaların yer aldığı siyah-beyaz fotoğraflanmış bir editoryalin planlarını hemen yapmaya başlardım...

19 Şubat 2013 Salı

Burberry defilesi ön sıradan notlar


Burberry'nin dünkü sonbahar-kış 2013-14 defilesine katılan ünlüler, özellikle Burberry'nin "yerli celebrity" kontenjanından defileye götürdüğü Nil Karaibrahimgil ve Buse Terim hakkında Moda ve Sosyete'nin yazdıklarına ekleyecek fazla bir şey yok. Nil'in trençkotunun boyu ve ayakkabı seçimine getirilen eleştirilere katılıyorum, ama bence pembe metalik trençkot enfesti ve Nil'e çok yakışmıştı, başındaki kuştüylü bandı da çok güzeldi.

Ben bu yazıda asıl, Burberry PR departmanının ön sıraya nasıl dizilecekleri konusunda saatlerce kafa patlattığından emin olduğum ünlülerin defile sırasındaki hallerinden söz etmek istiyorum. Bu arada, Burberry ön sıraya kimleri oturtmuş sorusu da cevabını kendiliğinden bulacak.

Yukarıdaki görselde ön sırada soldan sağa süpermodel (ve Jason Statham'ın sevgilisi) Rosie Huntington-Whiteley, Hintli oyuncu ve model Frieda Pinto, İngiliz şarkıcı Rita Ora, Hollywood yıldızı Kate Beckinsale ve kızı Lily Mo Sheen'i görüyoruz


Rosie Huntington-Whiteley'in takımının Gucci ilkbahar-yaz 2013 kolleksiyonundan olduğunu okumuştum bir yerde. Kıyafet harika ama Rosie defile esnasında başka alemlere dalmış gibi. Frieda Pinto geçit resmi yapan mankenlere konsantre olmuş, Rita Ora ise güneş gözlüklerinin arkasına sığınmış...



Solda başlarsak, Inglorious Basterds filminden tanıdığımız oyuncu Melanie Laurent, Çinli oyuncu Zhao Wei, Güney Koreli oyuncu Kim Hee-sun ve BBC'nin dönem dizisi Downton Abbey'den Michelle Dockery'yi görüyoruz Rosie'nin solunda. Oyuncular ağırlıkta gibi görünüyor, değil mi? Melanie Laurent'ten Michelle Dockery'ye kadar dört oyuncu da nefis Burberry trençkotları çok güzel kombinlerde giyiyorlar bence.



Çin ve Kore ekonomilerinin gelişmesiyle birlikte lüks moda markaları için Çin ve Kore giderek daha önemli pazarlar haline geliyor. Çinli oyuncu Zhao Wei ile Güney Koreli oyuncu Kim Hee-sun sadece ön sıraya oturmakla kalmadılar, defileden sonra Christopher Bailey kendileriyle özel olarak ilgilendi.

Bir de, söylemeden edemeyceğim, Rosie Huntington-Whiteley'in podyumda da sıkça yaptığı bir dudaklarını büzüp seksi poz verme hareketi var, burada da dudaklarını öylece büzmüş, evet seksi bir poz ama Rosie bu pozu abartıyor bence ve artık bana itici geliyor!


Bu uzaktan çekim kare bize ön sıradan arkaya doğru tam bir moda hiyerarşisi resmi veriyor. Eminim endüstrinin içinden biri bu kareyi çok daha iyi yorumlayacaktır, ama ben sadece basamaklar yükselip sahneden uzaklaştıkça hiyerarşide alt basamaklara inildiğini söyleyebiliyorum...



Solda İngiliz oyuncu ve model Gabriella Wilde kendisine çok yakışan metalik mavi peleriniyle, sağında Amerikan reality TV yıldızı ve cemiyet hayatından moda zevkiyle tanıdığımız, sokak modasının önde gelen isimlerinden Olivia Palermo düşüncelere dalmış...


Burada Gabriella Wilde, metalik mavi pelerinli enfes kombiniyle gözlerimi kamaştırıyor ve bir "detour" yapıyorum, kusura bakmayın:)




Mavi pelerin artı yeşil çanta turkuaz eder, turkuaz da biz Türklerin rengidir, di mi? :)


Brezilyalı oyuncu ve model Alline Moraes'in dantelli trençkotuyla harika görünüyor. Burberry ön sıra celebrity listesini çok sağlam oluşturmuş ve ortaya çok güzel trençkotlu kombinler çıkmış.



Brezilyalı oyuncu Alice Braga, Alline Moraes ile birlikte Burberry'nin dünya fethini amaçlayan PR kampanyasının Latin Amerika ayağını oluşturuyor. Ama Alice Braga'nın kıyafeti, makyajsız yüzü fazla günlük, fazla basit kaçmış, hele Alline Moraes'in Isabel Goulart'ı hatırlatan bebek yüzü yanında...


Ön sıra davetlileri arasında, 1980lerin en sevdiğim mankenlerinden Yasmin Le Bon'u görünce biraz şaşırdım, ama çok da sevindim tabii.


 

Son olarak, defile sırasında gözüme en çok takılan isme geldik. Defile sırasında twitter'da, "blogger Peony Lim" diye yazmıştım, ama bugün baktım, Peony hala New York'ta, New York Moda Haftası'nın Londra'yla çakışan son günlerini izlemekle meşgul. "Eğer bu uzakdoğulu güzel Peony Lim değilse kim?" diye araştırmaya koyuldum. Meğer, Tayvanlı celebrity Yun Yun Sun imiş.

18 Şubat 2013 Pazartesi

Burberry'nin leopar desenli vizon kürk trençkotları


Bu akşam, geçen yıl olduğu gibi yine Burberry defilesini internetten canlı izledim. Defilenin başlangıcında, ilk sırada oturanlar arasında Miroslava Duma ve sokak modası fotoğraflarının vazgeçilmez isimleri dikkatimi çekti ama blogger Peony Lim, olağanüstü tarzı ve güzelliğiyle hepsini gölgede bıraktı bence. Bu yıl Cara Delevigny fırtınası esiyor podyumlarda, ama Burberry Cara'yı birinci değil ikinci model olarak çıkardı. Defileyi izleyen herkes gibi benim de dikkatimi, bordo ve camel renkli ama özellikle de leopar trençkotlar, kabanlar çekti.

Burberry son bir iki yıldır olduğu gibi yine defilenin hemen ardından ürünleri satın alma (ama teslimat için Eylül'e kadar bekleme) seçeneği sunuyor. Burberry sitesine girip alışverişe başladığımda beni hoş bir sürpriz bekliyordu. Defileyi izlerken "leopar desenli trençkot" deyip geçtiğim parçaların en göze çarpanlarında traşlanmış (sheared) vizon kürkü kullanılmış ve leopar desen bu kürk üstüne basılmıştı.

Blog arşivime şöyle bir baktım, iki yıl önce de Burberry'nin kürk tasarımları üstüne "Burberry'nin beyaz kürkleri ve kürk olmayan kürkleri" başlıklı bir yazı yayınlamışım. Eh, hadi şimdi de bu leopar desenli vizon kürkleri inceleyelim:)


Yakından bakınca leopar desenin ne kadar mükemmel bir şekilde gerçekleştirildiğini görüp hayran olmamak elde değil. Zaten Burberry'nin tüm ürünlerinde işçilik ve kullanılan malzeme kalitesi en üst düzeyde. Bu anlamda Burberry, Hermes, Gucci, Prada gibi moda dünyasının en lüks markalarıyla birlikte, en tepede yer alıyor. Bu listeye Dior ve Chanel gibi markalar da eklenebilir ama ben daha yakından tanıdığım ve bildiğim markaları yazdım:)

Bu da bir önceki kabanın, üst tarafı leopar desenli vizon, alt tarafı camel rengi kaşmir kumaş çalışılmış bir varyasyonu. Beldeki ince kemerin güzelliği de gözümüzden kaçmıyor tabii:)



Şimdi, Burberry'nin vizon kürk üstüne leopar desenleri nasıl yaptığı sorusunu derinlemesine ele alalım. Önce, vizon kürkün traşlanmış (sheared) olduğunu belirteyim. Bu şekilde, uzun muhafız tüyleri alınıyor ve geriye, kadife gibi yumuşacık bir dokusu olan, aynı zamanda sık dokulu ve uniform uzunlukta bir kürk kalıyor. Bu kürk her türlü desen uygulamasına çok müsait, ki Michael Kors defilesinden benzer bir örneği en kısa zamanda bir başka yazıya konuk edeceğim.

İkinci olarak, siyah desenlerin camel/kahve bölümle arasındaki geçişlerine dikkatinizi çekmek istiyorum. Siyah desenlerin dış kenarları çok iyi tanımlanmışken iç kenarlarında bir fluluk (fuzziness) görülüyor. Bu da benim Burberry'nin kürk üstüne leopar desenleri nasıl uyguladığı konusundaki teorimin temel dayanağını oluşturuyor.

Bence Burberry, leopar deseni baskı şeklinde kürke uygulamamış. Traşlanmış vizon kürk parçaların bir kısmını camel rengine diğer kısmını da siyaha boyamış ve leopar deseni oluşturacak şekilde kürkleri kesmiş! Sadece siyah kısımların ortasındaki camel renkli bölümleri baskı yapar gibi siyah renkle birlikte boyamış, bu nedenle siyah bölümlerin iç kenarları flu görünüyor. Yukarıdan boyayı uygulayınca, tüylerin üst kısımları boyanıyor, ama iki farklı renk tüylerin diplerine aynı şekilde net olarak sirayet etmiyor.  Dış kenarları gayet net, çünkü siyah ve camel renkli tüyler ayrı ayrı boyandıkları için baştan sona o renkleri almışlar ve dolayısıyla aralarındaki renk geçişleri çok keskin ve belirgin.


Yazıyı sonuna kadar okumayı bekleyemeden hemen Burberry web sitesine koşup sipariş vermeyi düşünüyorsanız, size kötü bir haberim var: tamamen vizon kürkten yapılmış trençkotun fiyatı 60 bin Türk Lirasının üstünde! Belden aşağısı kaşmir olan kaban 43 bin 995 TL'lik fiyatıyla daha "hesaplı" duruyor.

"Tamam güzel de bu trençkotlar niye bu kadar pahalı?" diye soruyorsanız, bu yazı işte o soruya da cevap veriyor. Bir trençkotta düşünün kaç tane siyah benek olduğunu. Bu beneklerin hepsinin tek tek kesilip camel renkli ana parçayla biraraya getirildiğini. Yüzlerce parçalık dev bir puzzle'dan söz ediyoruz. Bu da tabii çok fazla emek istiyor. İşte kürkçülük zenaatinin arkasında bu muazzam emek yatıyor. Birkaç santimetrekarelik kürk parçalarını büyük bir özenle biraraya getirmek, yüz yıllara dayanan ve ustadan çırağa nesiller boyunca aktarılan bir birikimin, bir geleneğin sonucu...


Traşlanmış vizonun dokusu, neredeyse kaşmir kumaşın yumuşak dokusuna yaklaşacak ölçüde!


Yulianna Sardar, Interview Russia


Yulianna Sardar, Interview dergisi Rusya edisyonunun Kasım 2012 sayısında parlak neon renklerde kürkleri konu alan bir editoryalin modeli olmuş. Bu editoryalde, stilist çizimlerinde görmeye alıştığımız hatları, çizgileri fotoğrafların üstünde görmek hoşuma gitti. Renkler çarpıcı olduğu kadar renk kombinleri de dikkat çekici.

Yukarıdaki karede mesela, Çinlilerin ejderha kırmızısı temelli bluz ve üstündeki uzun tüyleri olan boleronun renklerinin üstünde turkuaz/mavi hat çizgileri benim açımdan son derece öğretici. Hat çizgilerinin rengi, kırmızı bluzun desenlerinde de yer alıyor. İlham veren bir seçim.


Bu karede ise saks mavisi ile fuşya veya şeker pembesi arasındaki renk uyumunu görüyoruz. 


Saks mavisi pantolon, yeşilli sarılı eşarp ve somon renkli kürk ceket, yine birbirine çok güzel yakışan renkler... Kürk ceketin örgü olduğuna dikkatinizi çekerim. İç tarafın göründüğü yerlere bakın, astar olmamasından anlayacaksınız. Örgü kürkleri daha çok vizon ve tavşan kürklerinde görmeye alışığız, ama son dönemlerde Isabel Marant tilki kürklerine uyguladı bu tekniği ve çok beğenildi. Geçen yıl Michael Kors'un da uzun yelek tarzında tilki kürkünden örgüleri vardı...


Bu neon sarısı kürke çizilen eskiz hatları o kadar güzel uymuş ki, kürkün kenarlarına siyah deri veya süetten biyeler eklense süper bir tasarım ortaya çıkabilir! Kullanılan kürkün vizon olduğunu tahmin ediyorum, yoksa tüylerin böylesine parlak olmasını sağlamak hiç kolay değil.  

Yine örgü kürk görüyoruz. Ama sanki iki renk kullanılmış gibi, gece mavisi ve siyah. Muhtemelen örgü kürk kısmı vizondan. Ama gösterişli yaka, rakun olmalı. Kırmızı pantolonu bilemicem ama kürkün içindeki bluz (yoksa ceket mi?) nefis görünüyor!

15 Şubat 2013 Cuma

Linnanen: A little fur trim goes a long way


Bu yazıda sizlere, yeni keşfim Finlandiya'dan Linnanen markasını tanıtmak istiyorum. 70 yıllık geçmişi olan bir marka Linnanen. İkinci Dünya Savaşı sırasında Fin ordusuna kürk şapkalar yaparak işe başlamış, ama asıl olarak 1960lardan itibaren çift taraflı olarak giyilebilen vizon kürkleriyle tanınmış. Linnanen'in alameti farikası, işte bu bir tarafı kürk diğer tarafı kumaş kaban ve mantolar. Klasik, modanın anlık değişimlerinden pek fazla etkilenmeyen bir tarzı var Linnanen'in. 




Yukarıdaki kaban mesela, kumaşı, kürkü, el dikişleri, tasarımıyla, klasik bir parça. Hafif kırçıllı kumaşı eminim kaşmirdir. Kumaşın zeytin yeşili rengiyle kürkün rengi, daha doğrusu renkleri arasındaki mükemmel uyuma dikkatinizi çekerim.  


Linnanen tam bir Avrupa markası. En kaliteli malzemeleri kullanıyor, ama uzaktan bakınca "ben pahalıyım! ben lüksüm!" diye bas bas bağıran çiğ bir tarafı da yok kıyafetlerinin. Yukarıdaki kabanın ipek-tafta kumaşı harikulade bir parlaklığa sahip. Manşetler, yaka ve eteği, alabildiğine koyu kahve rengiyle Rus samur kürkü çevreliyor. Blogda daha önce çok sözünü ettiğim mavi-kahve uyumunun mükemmel bir başka örneği!


Linnanen kaban ve mantoların "çift taraflı" olduklarından söz etmiştim, ama şimdiye kadarki görsellerde bu yönleri pek anlaşılmıyordu. Yukarıdaki kabanın kumaşı, önceki ipek-tafta kumaşlardan farklı, daha ince ve sık bir dokuya sahip. Su geçirmez özellikte bir kumaş bu. Bu tarz çift tarafı da giyilebilen kürk kabanlarda sıkça kullanılıyor; kürk tarafını giymişken yağmur bastırırsa hemen kumaş tarafını çeviriyorsunuz, böylece kürkü ıslanmıyor. Dikkat ederseniz, kabanın içinin de kürk olduğunu göreceksiniz. Yalnız yaka, manşet ve kenarlar daha gözönünde olduğu için, daha pahalı olan samur kürkünden, içi ise vizon veya nutria olabilir.


Bu görselde, bu tarz kabanlardan bir başka örnekte kürk tarafını da görüyoruz. Fazla hacim kaplamaması için kabanın kürk tarafı, "sheared" adlı işleme tabi tutulmuş, yani traşlanarak uzun muhafız tüyleri alındmış ve kürk kadife gibi yumuşak bir dokuya kavuşturulmuş.


Bu mantonun yaka, manşet ve kenarlarında "Golden Sable" veya "Canadian sable" diye bilinen kürk, yani altın samur veya Kanada samuru kullanılmış. Yağ yeşili böyle yanar döner kumaşlarda çok güzel duran bir renk, kürkle uyumu da mükemmel.

Aşağıda Linnanen'in kaban ve mantolarından beğendiğim modelleri paylaşıyorum sizinle.