camel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
camel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2013 Pazartesi

Burberry'nin leopar desenli vizon kürk trençkotları


Bu akşam, geçen yıl olduğu gibi yine Burberry defilesini internetten canlı izledim. Defilenin başlangıcında, ilk sırada oturanlar arasında Miroslava Duma ve sokak modası fotoğraflarının vazgeçilmez isimleri dikkatimi çekti ama blogger Peony Lim, olağanüstü tarzı ve güzelliğiyle hepsini gölgede bıraktı bence. Bu yıl Cara Delevigny fırtınası esiyor podyumlarda, ama Burberry Cara'yı birinci değil ikinci model olarak çıkardı. Defileyi izleyen herkes gibi benim de dikkatimi, bordo ve camel renkli ama özellikle de leopar trençkotlar, kabanlar çekti.

Burberry son bir iki yıldır olduğu gibi yine defilenin hemen ardından ürünleri satın alma (ama teslimat için Eylül'e kadar bekleme) seçeneği sunuyor. Burberry sitesine girip alışverişe başladığımda beni hoş bir sürpriz bekliyordu. Defileyi izlerken "leopar desenli trençkot" deyip geçtiğim parçaların en göze çarpanlarında traşlanmış (sheared) vizon kürkü kullanılmış ve leopar desen bu kürk üstüne basılmıştı.

Blog arşivime şöyle bir baktım, iki yıl önce de Burberry'nin kürk tasarımları üstüne "Burberry'nin beyaz kürkleri ve kürk olmayan kürkleri" başlıklı bir yazı yayınlamışım. Eh, hadi şimdi de bu leopar desenli vizon kürkleri inceleyelim:)


Yakından bakınca leopar desenin ne kadar mükemmel bir şekilde gerçekleştirildiğini görüp hayran olmamak elde değil. Zaten Burberry'nin tüm ürünlerinde işçilik ve kullanılan malzeme kalitesi en üst düzeyde. Bu anlamda Burberry, Hermes, Gucci, Prada gibi moda dünyasının en lüks markalarıyla birlikte, en tepede yer alıyor. Bu listeye Dior ve Chanel gibi markalar da eklenebilir ama ben daha yakından tanıdığım ve bildiğim markaları yazdım:)

Bu da bir önceki kabanın, üst tarafı leopar desenli vizon, alt tarafı camel rengi kaşmir kumaş çalışılmış bir varyasyonu. Beldeki ince kemerin güzelliği de gözümüzden kaçmıyor tabii:)



Şimdi, Burberry'nin vizon kürk üstüne leopar desenleri nasıl yaptığı sorusunu derinlemesine ele alalım. Önce, vizon kürkün traşlanmış (sheared) olduğunu belirteyim. Bu şekilde, uzun muhafız tüyleri alınıyor ve geriye, kadife gibi yumuşacık bir dokusu olan, aynı zamanda sık dokulu ve uniform uzunlukta bir kürk kalıyor. Bu kürk her türlü desen uygulamasına çok müsait, ki Michael Kors defilesinden benzer bir örneği en kısa zamanda bir başka yazıya konuk edeceğim.

İkinci olarak, siyah desenlerin camel/kahve bölümle arasındaki geçişlerine dikkatinizi çekmek istiyorum. Siyah desenlerin dış kenarları çok iyi tanımlanmışken iç kenarlarında bir fluluk (fuzziness) görülüyor. Bu da benim Burberry'nin kürk üstüne leopar desenleri nasıl uyguladığı konusundaki teorimin temel dayanağını oluşturuyor.

Bence Burberry, leopar deseni baskı şeklinde kürke uygulamamış. Traşlanmış vizon kürk parçaların bir kısmını camel rengine diğer kısmını da siyaha boyamış ve leopar deseni oluşturacak şekilde kürkleri kesmiş! Sadece siyah kısımların ortasındaki camel renkli bölümleri baskı yapar gibi siyah renkle birlikte boyamış, bu nedenle siyah bölümlerin iç kenarları flu görünüyor. Yukarıdan boyayı uygulayınca, tüylerin üst kısımları boyanıyor, ama iki farklı renk tüylerin diplerine aynı şekilde net olarak sirayet etmiyor.  Dış kenarları gayet net, çünkü siyah ve camel renkli tüyler ayrı ayrı boyandıkları için baştan sona o renkleri almışlar ve dolayısıyla aralarındaki renk geçişleri çok keskin ve belirgin.


Yazıyı sonuna kadar okumayı bekleyemeden hemen Burberry web sitesine koşup sipariş vermeyi düşünüyorsanız, size kötü bir haberim var: tamamen vizon kürkten yapılmış trençkotun fiyatı 60 bin Türk Lirasının üstünde! Belden aşağısı kaşmir olan kaban 43 bin 995 TL'lik fiyatıyla daha "hesaplı" duruyor.

"Tamam güzel de bu trençkotlar niye bu kadar pahalı?" diye soruyorsanız, bu yazı işte o soruya da cevap veriyor. Bir trençkotta düşünün kaç tane siyah benek olduğunu. Bu beneklerin hepsinin tek tek kesilip camel renkli ana parçayla biraraya getirildiğini. Yüzlerce parçalık dev bir puzzle'dan söz ediyoruz. Bu da tabii çok fazla emek istiyor. İşte kürkçülük zenaatinin arkasında bu muazzam emek yatıyor. Birkaç santimetrekarelik kürk parçalarını büyük bir özenle biraraya getirmek, yüz yıllara dayanan ve ustadan çırağa nesiller boyunca aktarılan bir birikimin, bir geleneğin sonucu...


Traşlanmış vizonun dokusu, neredeyse kaşmir kumaşın yumuşak dokusuna yaklaşacak ölçüde!


7 Şubat 2011 Pazartesi

Michael Kors dirsekleri kesik camel manto

Michael Kors'un 2010-11 sonbahar-kış kolleksiyonunda dikkatimi çeken ayrıntılardan biri, bu dirsekleri kesik camel rengi mantoydu. Yukarıda, geçen Şubat'ta New York moda haftasındaki Kors defilesinde mankenin bu mantoyu nasıl taşıdığını görüyorsunuz. Kollarını giymeden, mantoyu omzuna alıvermiş ve öylece çıkmış podyuma. İşte bu mantonun bütün esprisi burada. Bu şekilde omuza alınıveren hırka, ceket veya mantoların kolları dirseklerinden kıvrılır. Çocukluğumdan hatırlarım, annelerimiz ilk ve sonbahar mevsimlerinde, dışarı çıkarken, balkonda veya bahçede çay içilirken, omuzlarına ince triko hırkalarını böylece iliştiriverirlerdi. İşte Michael Kors, dirseklere bir kesik atarak, bu kıvrılmayı vurgulamış.


Kors kolleksiyonunda yukarıdaki camel mantonun bir de krem-ekru renklisi vardı. Bir de, her iki renkte mantoların ceketleri de mevcuttu. Ama, sezonun öne çıkan rengi camel olduğu için, editoryallerde daha çok camel renkli manto öne çıktı.


Michael Kors defilesinde ayrıca kolları kesik toprak rengi keten kumaştan bir manto da yer alıyordu, ama hem ketenin kış sezonuna uymaması, hem de ketenin doğal buruşukluğu nedeniyle editoryallerde bu parçaya hiç rastlamadım. Yine de, Michael Kors'un bir tasarım fikrini farklı kalıplarda nasıl uyguladığını göstermesi açısından ilgi çekici bir örnek...

Moda editoryalleri çoğu zaman bir ana konu etrafında döner. Bu sezonun öne çıkan bir rengi (camel, siyah, pudra, saks mavisi...) veya deseni (leopar, şal, kübik...) olabileceği gibi bir kumaş veya malzeme (kürk, deri, örgü, ipek...) veya bir dönem de (70ler, çiçek çocukları-Hippieler, Mad Men, punk...) olabilir. İşte camel renginin bu sezonun gözde rengi olduğu anlaşılınca, Ağustos ayından itibaren, camel rengi konu alan bir sürü editoryal yayınlandı moda dergilerinde. Sonbahar-kış kolleksiyonlarında camel renkte öne çıkan parçalar ise belliydi. Bu yazının konusu dirsekleri kesik Michael Kors, Chloe ve Max Mara'nın mantoları, Alexander Wang pelerin, Chloe tulum... Bir sürü editoryal, işte bu dört-beş parça camel kıyafete dayandı.

Şimdi bu yazıda Michael Kors mantoyu ele alacağım. Eğer imkan bulursam, sezonun dikkat çeken diğer camel parçalarını da mercek altına almaya çalışacağım.

Bu mantonun kullanıldığı editoryaller arasında en beğendiğim kare yukarıdaki, Constance Jablonski'nin Vogue Japonya Eylül 2010 sayısındaki fotoğrafı. Constance, Kors defilesindeki gibi mantoyu omuzlarına almış. İçine giydiği yine kamel rengi bluz ve toprak tonlarını yansıtan kürk çantayla kombin tamamlanıyor.


Aynı manto bu sefer Kirsten MacMenamy'nin üstünde, Vogue ABD'nin Ağustos 2010 sayısında çıkıyor karşımıza. Constance Jablonski'li resimde kızıl tonlara kayan renk paleti, bu sefer siyah-griye yönelmiş. Fonun rengi de buna göre seçilmiş. Ama manto yine modelin omuzlarında, kolları giyilmemiş şekilde duruyor.

Flare dergisi Ekim 2010 sayısında manto Chanel Iman'ın üstünde. Bu sefer siyah deri elibse ve çizmelerle kombinlenmiş. Derinin getirdiği sert ve endüstriyel hava, beton duvar ve metal merdivenden oluşan merdivene yansımış. Yansıyan bir şey daha var, o da betonun griliğinin yerini olan mavi gökyüzü. Bu kare, "Bugün ne giydim?" fotoğrafı çeken bloggerlara çok şey öğretmeli. Özellikle gölgede kalan bölümde çakıl taşlarının nasıl olup da tek tek görünebildiği... Manto yine modelin omuzlarında asılı.

Vogue Paris Ağustos 2010 sayısında, sonbahar-kış sezonu kolleksiyonlarını tanıtan, tam 64 fotoğraflık dev bir editoryal yayınladı. Freja Beha Ericssen'in de kapağında yer aldığı bu sayıdaki bu editoryal, yukarıda tanımını yaptığım belli bir konsept etrafında dönen editoryallerin, yeni sezon kolleksiyonlarını tanıtma amacını güden bir türü olarak düşünülebilir. Freja Beha'nın yanısıra, Iselin Steiro, Daria Werbowy, Aline Weber, Crystal Renn, Frida Gustavsson, Jac Jagaciak ve Joan Smalls'ın yanısıra, yukarıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi Brezilyalı güzel Isabeli Fontana da yer aldı bu editoryalde. Yazının başında Michael Kors mantonun ceket versiyonlarının da olduğunu söylemiştim.

İşte yukarıda Isabeli'nin üzerinde, dirsekleri kesik Kors tasarımının cekete uygulanmış hali. Yakanın ne kadar detaydan uzak ve düz çalışıldığına dikkat ediniz. Bir de, mantolardaki gibi cekette de eteğin biraz üstünde kumaşın yatay doğrultuda ek yaptığına. Bu ek, dirsekteki kesiğin olduğu yerdeki kumaş ekini vurgulamaya yarıyor olmalı.

Isabeli Fontana'nın düşüncelere dalmış, belki hüzünlü belki kederli pozu çok etkileyici. Ayrıca, siyah-beyaz fotoğrafta kumaşın ve beton duvarın dokusunun nasıl öne çıktığı da dikkat çekici bir ayrıntı. Tabii ceket yine Isabeli'nin omuzlarında...

Tabii sonuçta bir manto, kışın soğuktan, rüzgardan, yağmurdan korunmak içindir; öyle her zaman omuzlara iliştirilmiş bir biçimde taşınması beklenemez. Elle Quebec dergisi Eylül 2010'da yayınlanan bir editoryalde Ayan Elmi nihayet mantoyu giymiş, kollarını mantonun kollarından geçirmiş! Ama, mantonun içine uzun kollu bir bluz veya gömlek giymediği için dirseklerini, mantonun kesiklerinden görebiliyoruz. Bilmiyorum, ne dersiniz?

Fotoğrafın gece mavisi veya elektrik mavi fonu, mavi-kahve renk uyumunun güzel bir örneği.

Mantoyu, kollarını içine sokarak giymiş bir başka model, Karmen Pedaru. Harper's Bazaar Eylül 2010 sayısındaki editoryalinde, bu ışık dolu karede, mantoyu krem rengi bir bluz ve siyah maksi etekle kombinlemiş. Bu fotoğraf, yukarıda Chanel Iman'lı fotoya benziyor aslında, ama birinde açık mavi arkaplan, diğerinde toprak rengi arkaplan kombinleri nasıl algıladığımızı belirliyor. Her iki fotoğrafta da keskin gölgeler var, ama gölgelerin içindeki detayları hala seçebiliyoruz...

Bu yazıda atıfta bulunduğum editoryallere, 2010-2011 sonbahar-kış sezonunun öne çıkan diğer camel mantolarını inceleyeceğim gelecek yazılarda sıkça döneceğiz.
Replacing Emoji...

1 Aralık 2010 Çarşamba

Olivia Palermo'nun alışverişte denediği pelerin

Geçen ay "Olivia Palermo'dan reklam kokan hareketler?" başlıklı yazımda, Olivia Palermo'nun alışveriş için gittiği 25 Park butiğinde çekilen paparazzi fotoğrafları üzerinden, paparazzi-celebrity ilişkisini incelemeye çalışmış, hayatlarının her yönünü paraya tahvil etmeye çalışan celebrity zihniyetini eleştirmiştim. Gelin görün ki, o yazıda sizlerle paylaşmayıp ayırdığım bir dizi görsel vardı. Olivia'nın bu butikte denediği bir pelerini doğrusu pek bir beğenmiştim. O yazıda eleştirdiğim falsoların hepsini verdiğimin farkındayım, ama amaan! Bu kadar ilkeli olmaya, kasmaya gerek yok. Hatun giymiş, reklamını yapmış, bize de dedikodusunu yapmak düşüyor işte...

Bakın, sevgili Olivia pelerini üstüne giymiş, bir elinde de askıdaki bir kot şortu tutarak, kameralara ne kadar mutlu bir poz veriyor. Bayramlık alışverişine çıkan minik kız çocukları kadar şen!

Şimdiii, gelelim bu kadar konuştuğumuz pelerine... Efendim, meğer bu pelerin, Malene Berger adlı bir tasarımcının ürünüymüş. Tam adı, "Lecian camel knit cape" Fiyatı 435 dolarcıkmış. 25 Park butiğinin web sitesinde, muhtemelen Olivia Palermo tarafından denenmiş olmasının yarattığı ivmenin sonucunda, stokları tükenmiş görünüyor. Ben internette bir de, Les Nouvelles adlı online sitede rastladım, ama maalesef orada da tükenmiş:(

Bu modellerden ve tabii ki Olivia Palermo'dan görüldüğü üzere, siyah pantolon veya taytlarla ve blue jeanlerle çok hoş duran bir pelerin. Olivia denedikten sonra satın aldı mı, almadı mı bilmiyorum, ama bence almadıysa hata etmiştir!

24 Ekim 2010 Pazar

300 liraya kaşmir manto olmaz, peki 450 liraya?


Geçen kış "300 liraya kaşmir manto olur mu?" diye sormuş ve "Olmaz!" diye cevap vermiştim. Geçenlerde, Vogue Türkiye'nin Ağustos sayısını karıştırırken, "düşeş" başlıklı, sezonun devetüyü (camel) renk trendini tam da düşeşe getiren bir editoryale rastladım. Yukarıdaki fotoğrafta Özlem Kaya marka "taba" rengi kaşmir mantonun fiyatını 450 TL olarak görünce hemen atladım tabii. Fotoğrafta çok güzel görünüyor, rengi, kesimi, hafif tüylü dokusu...

Öte yandan, modelin mantonun içine giydiği Cashmere in Love kazağın fiyatının bile 348 TL olduğunu düşünecek olursak, %100 cashmere veya "hakiki" kaşmirden çok, benim geçen yılki yazıda sözünü ettiğim "300 liralık kaşmir" yani görünüşü ve dokunuşu kaşmir gibi olmakla beraber sentetik kumaştan dikilmiş bir manto olma ihtimali ağır basıyor. Özlem Kaya'yı internette aradım, www.ozlemkaya.com diye bir site var, ama henüz yapım aşamasındaymış... Eğer bir yerde bu mantoya rastlarsanız, benim için etiketine bakar mısınız, acaba ipliğindeki kaşmir oranı kaçmış?

Bu arada, Cashmere in Love kazağın rengini, ama özellikle de yakasını çok beğendim. İngilizcede "cowlneck" diyorlar bu tür dökümlü yakalara, çok kadınsı ve şık buluyorum.


Hazır bu editoryale değinmişken, dikkatimi çeken bir iki kıyafetten daha söz etmek istiyorum. Gerçi alt yazıda Zeynep Duygulu'nun ayakkabısına vurgu yapmışlar, ama ben Elif Cığızoğlu bluz ve eteği beğendim. Dar etek her bedende iyi durmayabilir, ama bu karede Karolina Krombez'in üstünde enfes durmuş.

Bu arada, bu editoryalin modeli Karolina Krombez'i de çok merak ediyorum. Hakkında pek az şey bulabildim. Hani soyadından yola çıkarak, acaba Elise Crombez'in kızkardeşi mi diyeceğim, ama Elise Belçikalı, Karolina ise muhtemelen Doğu Avrupalı, Prag dolaylarından gibi görünüyor.

Zeynep Tosun'un bu krem rengi tulumunun çok güzel bir kesimi var. Uzun boylu Karolina'nın üstünde bol paçaları çok şık durmuş. Kahve tonlarında deri-süet kemer, bot, ceket, çanta... Her türlü kombinde parıldayacak bir parça.

Madem kaşmir mantodan söz açtım, yukarıdaki Alexander McQueen yakasız kaşmir mantoyla kapatayım. Mantonun içindeki elbise de McQueen. Bu mantoyu giydikten sonra ayna karşısında türlü çeşitli atkılar ve şallarla nasıl durduğuna bakmak çok eğlenceli olurdu, kesin!